SINIRSIZ SÖZLER DERNEĞİ VE RESPIRE Dr. Bertrand PIRET
Perşembe 17 Ağustos 2006, yazan Bertrand PIRET
Strazburg’ta Sınırsız Sözler Derneği ve Respire Ağı
Sınırsız Sözler Derneği’nin hedefi psikiyatri, psikoterapi ve psikanaliz alanında “kültürler arası bir yaklaşım” geliştirmektir ve kuruluşundan bu yana, şu dialektik sorgudan hareketle kendini bir çalışmanın desteklenmesine adamıştır : Aynı anda hem bir hastanın simgeler evrenini oluşturan kültürel ve dilsel özellikleri, hem de hastayı bilinçsiz hasta yapan ayırıcı özellikleri nasıl göz önünde bulundurmak gerekir ? Ve tabii, belli bir toplumun sıkıntılarına yönelik sistemler, kınama süreçleri haline gelmelerine izin vermeden uygulamaya nasıl konulmalıdır ?
Araştırma, dersler, eğitim ve yerinde eylemler ; derneğin etkinliğini tamamlayan kutupları teşkil etmektedir.
Strazburg’ta Sınırsız Sözler Derneği ve Respire Ağı
Sınırsız Sözler Derneği’nin hedefi psikiyatri, psikoterapi ve psikanaliz alanında “kültürler arası bir yaklaşım” geliştirmektir ve kuruluşundan bu yana, şu dialektik sorgudan hareketle kendini bir çalışmanın desteklenmesine adamıştır : Aynı anda hem bir hastanın simgeler evrenini oluşturan kültürel ve dilsel özellikleri, hem de hastayı bilinçsiz hasta yapan ayırıcı özellikleri nasıl göz önünde bulundurmak gerekir ? Ve tabii, belli bir toplumun sıkıntılarına yönelik sistemler, kınama süreçleri haline gelmelerine izin vermeden uygulamaya nasıl konulmalıdır ?
Araştırma, dersler, eğitim ve yerinde eylemler ; derneğin etkinliğini tamamlayan kutupları teşkil etmektedir.
Çok Dilli Konsültasyon
İlk aşama, 1990 yılında Strazburg Üniversite Hastanelerinin (S.Ü.H.) Psikiyatri Federasyonu Dış Konsültasyonlar servisi içerisinde, bölgedeki yabancıların ya da yabancı kökenli nüfusların kendi dillerinde kabul edilmesine yönelik bir “Çok Dilli Konsültasyonun” oluşturulmasıydı. Bu dış konsültasyonlar servisini o dönemde bize destek veren profesör Lucien Israël’in yönetiyordu. Ayrıca 70’li yıllardan bu yana mediko-sosyal çevirmenlik alanında etkinlik gösteren Alsas Göçmenlere Yönelik Sağlık Hizmetleri Merkezi’nin Strazburg’taki varlığından da faydalandık. Eskiden sözlü çevirmenlikle zamanında müdahaleler mümkün olduğu ve devlet psikiyatri servislerinde gerçekleştirildiğinde, bunlar ikinci planda kalıyor ve ana dilde orta veya uzun vadeli takiplerle sonuçlanmıyordu.
Çok Dilli Konsültasyon, ana dilde konuşma hizmetini sistemli hale getirdi ; bunun, hastaların tedavilere ve psikoterapik çalışmaya katılım seviyesi üzerinde anında ve göze çarpan etkileri oldu. Ayrıca hedefimiz, Strazburg’taki psikiyatri okulunda verilen eğitim ve yönlendirmeye uygun olarak, psikanalizin ilkelerince yön verilmiş bir dinlemenin, terapötik ilişkinin üçüncü unsuru olarak bir sözlü çevirmenin dahil edildiği bu özel sistem içinde dahi mümkün olduğunu göstermekti. Belki Strazburg’un belirli psikanalitik yönlendirmesi, belki bölgenin tarihinin kimlikler üzerinde bıraktığı kendine has izler (ki bunlar, kimlikle ilgili her tür tespit karşısında belli bir kuşku duyulmasını açıklayabilir), belki de Alsas’ta her zaman varola gelmiş iki dillilik nedeniyle, etnopsikiyatri tezleri hiçbir zaman için bizim klinik etkinliklerimizi uygulamaya koymamız için gerekli temeli oluşturamamıştır. Bununla birlikte, Birden fazla dilde Konsültasyon ile aynı zamanda kurulan Sınırsız Sözler Derneği yoluyla, önemli bir duyarlılaştırma ve formasyon çalışması sağlandı.
1990’dan itibaren, göçmenlerle yürütülen çalışmaya dahil olan tüm profesyonellere açık seminerler düzenlendi, dersler psikiyatri stajyerleri (Tıp fakültesi ortaklığıyla), psikoloji öğrencileri nezdinde ve farklı farklı sosyal hizmetler personeli yetiştiren okullar ile eğitim enstitülerinde verildi. Psikologlar ve doktorların yanı sıra, sosyal hizmetler çalışanları, göçmen nüfusların tedaviye erişiminin önünü tıkayan; dil engeli, sosyo-ekonomik güvensizlik, statü, yer değişikliği ve sürgünün psişik sonuçları, farklı kültürel özellikler gibi engeller konusunda duyarlılaştırıldı . Bölgedeki birçok diğer yapının yanı sıra, göçmen ailelerde psikolojik sıkıntıları tespit etmeye elverişli sosyal hizmetlerle olduğu gibi, sığınma talebinde bulunanların kabulü ve barınmasından sorumlu derneklerle kendiliğinden ve çabucak bir ortaklık kuruldu. Böylelikle resmi olmayan bir şebeke uygulamaya girdi.
10 sene sonra 2000 yılında, mevcut sistemin değiştirilmesi gerektiğini gördük. Çok Dilli Konsültasyon git gide “yabancı uzmanlarla” hayat bulan bir “ileri uzmanlık” alanı olarak algılanmaya başladı. Bazıları, ki bunlar bazen meslektaşlar oluyordu, hastaların bakımlarını kendileri üstlenmeyi denemektense bizim sahip olduğumuz iddia edilen uzmanlığımızdan ötürü onları bize yönlendirmeye başlamıştı. Bu eğilim, bizim hastalar arasında ayrımcılık yapılmasından kaçınmak ve “amme hukukunda” bir bütünleşmeyi kolaylaştırmak şeklindeki hedefimizle tamamen ters düşüyordu. Ayrıca konsültasyon ve takip talepleri Konsültasyon’un kapasitesini büyük oranda aşıyordu ve sosyal hizmetler ve diğer ortaklarla daha iyi bir eşgüdüm başlatılmasının gerekliliği kesin bir biçimde ortaya çıkıyordu. Tüm bu sebeplerden ötürü, biz daha fazla yapılandırılmış, ağ biçiminde bir işleyişi uygulamaya koymaya karar verdik; bu ağ biçimde işleyiş sayesinde Strazburg’taki Çok Dilli Konsültasyonun ötesine geçilerek, bir taraftan bölgenin kamu psikiyatrisi bölümlerinde çalışan meslektaşların tamamı, bir yandan da yerel ve bölgesel topluluklar bu çalışmaya dahil edecekti (yani kültürler arası ve hastane dışı psikolojik hasta kabulünün sürekliliği sağlanacaktı). İşte bu şekilde Respire ağı (RESeau d’accueil Psychologique des familles Immigrées et REfugiées ) doğdu.
Respire ağı
Ağ içerisinde bir koordinatör psikolog pozisyonu oluşturuldu; koordinatörün görevi, bölgedeki ortaklardan (sosyal hizmetliler, barınma evi personelleri, derneklerin ücretli veya gönüllü üyeleri, bir hasta veya göçmen aile ile iletişim kurmakta sıkıntı çeken omnipratisyen ya da uzman hekimler) gelen talepleri merkezde toplamak, sonunda hasta veya ailenin ağın içinde bulunan ortaklardan birine (terapist, psikiyatr ve psikologlar, sosyal hizmetlerde çalışanlar, adli tıp kurumu, pratisyen hekimler, Sağlık Hizmetlerine Herkesin Sürekli Erişimi Merkezi, vs.) uygun bir biçimde yönlendirilmesini sağlayan bir bilanço hazırlamaktır. Yine koordinatörün (klinik psikologu ve tecrübeli psikanalist Sayın Esperanza Mokbel) bir görevi de, zamanında teknik destek veya planlı eğitimler verilmesinden alınabilecek profesyoneller nezdinde görüş ve tavsiyelerde bulunmak ve hastaları dinlemektir.
Ağ halindeki bir sistemin açıkça görülür bir faydası, sahip olmaları muhtemel uzmanlıklarını düşünmeksizin, “amme hukuku” hizmetlerine dayanmaksızın ve yeni yapılar oluşturmaya gerek kalmaksızın tüm bölge içerisinde dağınık halde bulunan çok sayıdaki tedavi uzmanı meslektaşı sistem içine dahil etmesi. Sunulan tedaviler de miktar bakımından büyük bir gelişme göstermiştir. O veya bu meslektaş ya da ekibin isteği ve kendini vermesine göre, bazı yapılar (mediko-psikolojik merkez, semt polikliniği vb.) git gide kullanıcıların kendileri (göçmenler ve mülteciler ile onlarla ilgilenen profesyoneller) tarafından, kendi dillerini konuşabilecekleri ve konsültasyon taleplerinin ağ koordinatöründen geçmeksizin doğrudan iletildiği yerler olarak tanınır oldu. Rakamlara bakıldığında S.Ü.H. Çok Dilli Konsültasyonu istikrarlı bir biçimde yılda yaklaşık 2000 konsültasyon gerçekleştirmeye devam ediyor, bölge içerisindeki diğer psikiyatri bölümlerinde yürütülen sözlü çevirmenli konsültasyonların sayısı artıyor; 2000 yılından beri Alsas Göçmenlere Yönelik Sağlık Hizmetleri Merkezi tarafından Bas-Rhin akıl sağlığı kuruluşlarında çevirmenlikle geçirilen saatlerin yıllık yaklaşık iki katına çıkmış olması da bu durumu doğruluyor.
Artık Bas-Rhin bölgesindeki psikiyatri bölümlerinin tamamı sözlü çevirmenle çalışmayı benimsemiş ve zamanla Fransızca konuşmayan hastaların bakımını üstlenme alışkanlığı edinmiştir.
Ağ biçimindeki sistemin işleyişinin taşıdığı iddiaya göre, klinikte yabancı kökenli hastalarla fiili görüşme başlı başına her pratisyeni duyarlılaştıracaktır ve onları bu tür uygulamanın kaçınılmaz olarak getireceği sözlü çevirmenle çalışma, sürgün deneyiminin göz önünde bulundurulması, travmatik boyuta dikkat (özellikle sert davranış ve işkence mağduru olup sığınma talebinde bulunan kimi kişiler için), kültürel farklılığın göz önünde bulundurulması gibi sayısız soruya götürecektir. Merak uyandırmak ve psikiyatriyle psikanalizdeki antropolojik verilerin dikkate alınması gereğini elle tutulur hale getirmek için görüşmeyi (yani tedavilere ya da konuşma alanlarına erişimi) kolaylaştırmak, işte bizim iddiamız bu. Çoğu zaman olan şey bu ve yeni görüşmelerin onlara uygulama ve derslerinde sağladıkları zenginliğe şahit olan meslektaşların sayısı da oldukça çok. Ancak bölümün önemli psikiyatrik hastalıklarla ilgilenme alışkanlıklarının göçmenler, mülteciler veya sığınma talep edenlerden oluşan bu nüfusun kendine has özelliklerine göre çok az adapte edilmiş ya da çok az duyarlı olduğunun görüldüğü durumlar da olmuyor değil. İşkence sonucunda görülen travmatik komplikasyonlar veya kimi ayırıcı kültürel özellikler gibi bazı özel durumlar bazen daha belirli bir çerçeve içinde ele alınmayı gerektirebiliyor. Respire ağının işleyiş biçimi içerisinde, çalışmalar üzerinde bir kontrol eksikliği söz konusudur, bu herkesin isteklendirilmesi çalışmalarına güven duyulması yararına yapılmaktadır. İşte ağı başarılı kılan bu esnekliktir. Fakat durum böyle olunca çalışmanın sınırları aynı zamanda herkesin istek ve bu etkinliğe kendini veriş sınırlarıyla aynı oluyor.
Herkesin işini karmaşıklaştıracak, nispeten yeni bir etken ortaya çıktı. 1998 yılında yasaya eklenen, hastalık gerekçesiyle oturma izni , birçok yabancının gözünde, diğer çareler tükendiğinde, Fransa’da kalmayı denemek için kullanılacak son çare haline geldi. Bu durum konsültasyon taleplerinde önemli bir sapmayla sonuçlanıyor; bizi yasa dışı konumundaki yabancıların içinde bulunduğu çıkmazdan doğan psikolojik sıkıntı ile başlı başına kalma izni gerektirebilecek gerçek psikiyatrik hastalıklar arasında ince bir ayrım yapmak durumunda bırakıyor. Bu, faydalı ve yasalara uygun ; ancak hiç şüphesiz ki usulden sapmalar için bir fırsat gibi göründüğü anda devlet güçleri tarafından kaldırılma tehdidi altında olan bir sistemin devamı için şart. Tüm bunlar, özellikle travmatik çizgide olanlar olmak üzere, zaman zaman açıklanması zor olan gerçek psikopatolojik sorunlar karşısında ilgili ve açık kalabilmek amacıyla, araç haline getirilme kuşku ve korkusuna karşı sürekli mücadele etmesi gereken pratisyenlerin iki kat daha fazla çaba sarf etmesini gerektiriyor.
Ağın işleyişini sağlayan araçlar
Çok Dilli Konsültasyon, S.Ü.H. tarafından ücretleri ödenen, adanmış pratisyenlerin katkısı sayesinde işlemektedir. Respire ağı, devlet sübvansiyonlarından faydalanan (DRASS’ın PRAPS kredileri) Sınırsız Sözler Derneği,, sağlık sigortası (bölgenin üç CPAM’ı) ve FASILD sayesinde yürümektedir. Bu yardımlar koordinatör psikolog pozisyonun yarısının, ağ içerisindeki iletişim masraflarının ve hastane dışında kültürler arası kabul servislerine hayat getiren psikologların verdiği geçici hizmetlerinin finanse edilmesine olanak verir.
Hastanelerde uygulamaya katılan sözlü çevirmenlerin ücreti, sübvansiyon alan ya da bu hizmetlerden yararlanan hastaneler nezdinde hizmetlerini faturalayan Göçmenlere Yönelik Sağlık Hizmetleri Merkezi tarafından ödenir. Yerel topluluklar (Bas-Rihn ve Strazburg ili Genel Konseyi), mediko-sosyal merkezlerde özellikle bazı servislerin bulunmasına izin vererek ve bu çerçevede sözlü çevirmenlerin finansmanı ile sisteme git gide daha fazla ancak yine de çekinerek katılmaktadır. Hedefimiz, göçmen ya da mültecilerin psikolojik bakımlarını hastane dışına taşımak ve artık bir yabancıyı, sadece kendi ana dilini konuşabildiği tek yer olması sebebiyle psikiyatri hastanesine başvurmaya mecbur bırakmamak için bu tür konuşma yerlerini geliştirmek.
Sınırsız Sözler’in internet sitesi : http://p-s-f.com
Site birçok metin ve çalışma sunmaktadır ve çok kısa bir süre önce, artık herkesçe sorulan kültürler arası klinikle ilgili sorular etrafında bilgi alışverişinde bulunmaya ilgi duyan meslektaş ve profesyonellere yönelik olarak farklı dillerdeki sayfaları tamamlanmıştır.
Bu sitede, kuramsal yönlendirmeler bakımından ayrım yapmaksızın, özellikle sözlü çevirmenlerle çalışmanın ve göçmenlerin kabulü ve bakımının kolaylaştırılması amacıyla, Fransa’da mevcut olan deneyimlerin mümkün olduğunca en kapsamlı sayımının yapıldığı bir alan sunmak istiyoruz. Aslında uygulanan teknik sistemler ve yönelimler her ne olursa olsun, hepimiz ortak sıkıntılarla karşılaşıyoruz; bu sıkıntıların açığa çıkarılması ve “çoklu kültürlü bir toplum içerisinde bakımların adapte edilmesinin” (Avrupa Konseyi’nin yakın zamanda yaptığı bir tanımlamaya göre) teşkil ettiği temel kamu sağlığı sorununu göstermek için kamu yetkililerince anlaşılır hale getirilmesi faydalı olacaktır. Birinci sırada, hastalıkların önlenmesine yönelik bir çalışma yapmaya uygun hastane dışı yapılar içinde (sosyal hizmetler, eğitim .. vb.) olduğu gibi hastane içerisinde de sözlü çevirmenliğin finansmanı geliyor.
Bu sayımın bir taslağı tamamlanmak üzere, internette şu sitede yer almaktadır. : http://p-s-f.com/psf/rubrique.php?id_rubrique=27.
Psikiyatr, Psikanalist Doktor Bertrand PIRET Sınırsız Sözler Derneği Başkanı
- Popülerlik
- 4205 x
- Anahtar sözcük :
